Bildiğiniz gibi Libya tezkeresi meclisten geçti. Ama olayın detayına girmeden önce Libya nasıl bu hale geldi gelin buna biraz bakalım.
Libya'da olaylar 15 Şubat 2011'de bir ''insan hakları savunucusu''nun tutuklanmasıyla başladı. Olayların başında Kaddafi, dünya basınınca 'muhalif'' diye adlandırılan teröristleri başta pek ciddiye almadı hatta isyancıların üstüne doğrudan ateş açmadı onlara taciz ateşi açtı. Ta ki isyancılar Kaddafi'nin doğduğu şehir olan Sirte'ye girene kadar. O saatten sonra Kaddafi bütün gücün kullanılması emrini verdi ve isyanı bastırdı. Bunu gören birLEŞmiş milletler durur mu? Yapıştırmış müdahaleyi. Henüz Birleşmiş Milletler'den operasyon kararı çıkmadan Fransa isyancılardan 'bakın sizi kurtarırım ama petrolünüzün %35'ini alırım'' diye söz aldıktan sonra ''Şafak Yürüyüşü'' adını verdiği operasyonla Kaddafi'nin başıyla sonu arasında 200 km olan tank filosunu bombaladı ve isyancıları tekrar silahlandırdı ve Kaddafi'yi barbar Arapların önüne atarak köşede zevkle onun linç edilmesini izledi.
Libya'da tüm bunlar olurken biz ilk önce Birleşmiş Milletler'in operasyon kararına karşı çıktık ancak daha sonra nasıl bir aydınlanma geldiyse BM'in ''durum tespiti'' için Libya'ya girmesine kanaat getirdik. BM'in şu zamana kadar bir yere giripte tespit yaptığı görülmemiştir. Girdiği yere ölümden başka bir şey getirmemiştir.O günden beri de Libya'da iç savaş sürüp gitmektedir.
Libya'da 2014 seçimlerinden bu yana iki yönetim var. Şu anda biri merkezi Trablus olan Ulusal Mutabakat Hükümeti ve bizim askeri açıdan yardım edeceğimiz hükümet budur. Bir diğer yönetim ise Tobruk merkezli Hafter güçleri ki bu zat-ı muhteremin destekçileri Mısır, ABD, BAE, Suudi Arabistan, Fransa ve Rusya'dır.
Peki kimdir bu Halife Hafter? Kendisi Kaddafi'nin Kral İdris'i devirmesinde bizzat rol almıştır. Ancak 1986 yılında Fransa destekli Çad kuvvetlerine yenilmiştir ve esir düşmüştür. Bu olaydan sonra Muammer Kaddafi tarafından hain ilan edildi ve ABD'ye kaçtı. Libya'da iç savaş başladıktan sonra Libya'ya dönmüştür ve devrim sonrası bir darbe girişiminde de bulunmuştur ancak başarılı olamamıştır.
Bu aralar Hafter güçleri baskıyı arttırmıştır hatta Trablus'a ilerlemektedir. Peki tüm bunları bir kenara bırakırsak Kaddafi indirildiğinden beri kaderine terk edilen Libya neden tekrar kıymete bindi?
İşin özü Doğu Akdeniz'deki doğalgaz yatakları. Türkiye bu doğalgaz meselesinde karşısına aldığı güçlerin desteklediği Hafter'e karşı Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni desteklemeye bir yerde mecburdur. Yani Türkiye'nin Libya kararını doğru ya da yanlış diye tartışmak doğru değildir. Onun yerine genel olarak Türkiye'nin dış politikasını tartışmak gerekir. Yıllardır Ortadoğu'nun liderliğine soyunup bölgede söz sahibi olmaya çalışmalı mıydık? Yoksa kendi kabuğumuza çekilip önce iç meselelerimi halletmeliydik? Bu konuda asıl tartışılması gereken budur. Kıbrıs konusunda Yunanistan'a rest çekip bu konuda sessiz kalmak mümkün değildir. Bu müdahale bütün olarak dış politikamınız sonucudur.
Sonuç olarak az önce de dediğim gibi Libya tezkeresini bir bütün olarak ele almalıyız. Dışta Ali Kıran Başkesen geçinipte içte de halkı gazlayarak Budizmvari bir inanış yaratarak tamam hayat zor, ama bakın dışta astığımız astık kestiğimiz kestik, bütün dünya önümüzde eğiliyor sizin desteğinizle gibi bir politika gütmek ne kadar doğrudur, tartışılması gereken asıl konu budur zannımca..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder